Bizimle iletişime geçin

İşçi Mesajları

Yusuf Cihan Yazdı: Almanya’da Bir İşçi

Yayınlandı

on

images 32

Cümlelere başlamak için çok düşünmek gerekiyor. İşçi sınıfını mı yoksa patronları mı dile getirsem diye insan bayağı bi çelişkide kalıyor. İşçileri anlatalım, patronlara sıra gelir elbet… 

Burada işçiler Euro kazandığı için çoğu haklarının farkında değiller aslında. Patronlar onlara mükemmel insanlarmış gibi görünüyorlar. Patronlar ise bu kapitalist sistemin bir parçası olduklarının farkındalar. Onun için emekçiyi sömürmenin tatlı dilini biliyorlar.

“İşçiyi emekçiyi daha fazla bedavadan nasıl çalıştırabilirim?” diye hep güzel alternatifler bulmaya çalışıyorlar. Çoğu zaman da başarılı oluyorlar. İşçiler hakları ve özgürlüklerinin ellerinden kayıp gittiğini belki 10 sene sonra anlıyorlar. İş işten geçiyor.

Ha bu arada… Patron kesimi kendilerine kapitalist denmesini hiç sevmiyor, her yerde olduğu gibi. Çünkü işçiler kapitalistin ne olduğunu bilmeden kapitalistlerden hoşlanmıyorlar.

Neyse tekrardan her yerde olduğu gibi burada da patronların bizi sömüresine gelelim. Devletin izin verdiği çizgiler doğrultusunda işçiyi milliyetçilik, yoldaşlık, kandaşlık, memleketli diye kandırmaya; gariban, dil bilmez diye sömürmeye devam ediyorlar.

İyileri var mı elbette? Var, bunu burada gördüğüme şaşırdım ama var. Tanıştığım bir patron artık bu sosyalist devlette sömürmenin olmadığını bana kanıtlamaya çalıştı. Pek inandırıcı gelmedi değil mi? Ben de hala inanamıyorum. Bana artık Türkiye’deki işçi emekçi mücadelesinin burada olmadığını, çünkü sosyal hakların olduğunu, işçilerin sigortalarının zamanında yatırıldığını ve buna rağmen hastaneye gitmediğini söylemişti. Emekçi arkadaşlar bu bir yerden tanıdık geldi mi? İşçi emekçi arkadaşların çoğu bunun farkında bile değil.

Bunlar benim şu anlık gözlemlerim. Bir fabrikada hayatın nasıl devam ettiğini bilmiyorum ama çoğu emekçinin dediğine göre bir hayatları yokmuş. Koşullar iyi ama mental olarak bir şeyler yapacak güçleri yok. Acaba burada hava çoğu zaman kapalı ondan mı? Yoksa 8 saat çalıştıktan sonra bitkin mi düşüyorlar onu düşünmek lazım.

Burada yeniyim ama bu ‘sosyalist’ devlet anladığım kadarıyla bir gün vergi ödemen ve maaş karşılığında emek vermen için seni biraz zorluyor. Çoğu kişi buraya alıştıktan sonra kendini bir işte çalışmış olarak buluyor. Sisteme başkaldıran ve ezildiğinin farkında olan iş değiştirme yoluna gidiyor. Ama anlıyor ki her yerde aynı.

Burada bir market işçisi arkadaşla tanıştım. Fazla çalıştığı günler için izin yapıyormuş. Bazen mesai ücreti aldığını söylüyor, ilginç. Benim de bir müdürüm vardı, ben fazla mesai yapınca “yarın geç gel” diyordu. Biraz düşündürücü.

Ama bir itirafta bulunmadan geçemeyeceğim. Burada pek sevilen biri değilim. “Burası Türkiye değil” diye çok kez bu tür cümlelere maruz kaldım. Acaba “işçiyi eziyorsunuz” dedim diye mi? Yok ya, değildir. Sanki sömürülme, baskı ve mobbing sadece Türkiye’de var… Kapitalistler sadece Türkiye’de yaşıyor.

Çoğu emekçi arkadaşa sendikanın ne olduğunu sordum bilmiyoruz dediler. Belki de benim hatam çünkü şu an sadece Kürtçe ve Türkçe sorabildim bu soruyu.

Yazıyı burada sonlandırıyorum. Çünkü buradaki yeni patronum molamın bittiğini söylüyor. İşçinin, emekçinin sömürülmediği bir dünya umuduyla tekrardan tüm emekçi arkadaşlara selamlar. 

İşçi Mesajları

Emrah Aydın Yazdı: Seçilmeli mi Seçmeli mi?

Yayınlandı

on

seçmeli-seçmelimi

Patron ve yandaşlarının tek amaçları çalışan emek verenlerin haklarını yemek ve sömürmek.

Temel sorunun baş mimari açık gözlüler yiye yiye bitiremediler. Bitiremeyecekler! İşçiler, emekçiler artık yalnız değiller ve yalnız olmayacaklar.

Bu yürüdüğümüz yolda tüm işçi ve emekçiler asla yalnız olmayacak.

DUR DUR KİM GELİYOR?KİM GELİYOR?
İŞÇİ VE EMEKÇİLER GELİYOR!

Continue Reading

İşçi Mesajları

Emrah Aydın Yazdı: Patrona Göre mi İşçiye Göre mi?

Yayınlandı

on

emryullah

İşçi emekçi önce hakkını bilmeli ve öğrenmeli.Öncelik sadece kendi değil. Sadakatli ve birlik olmalıdır. Emeğini sadece patronlara peşkeş çekmemelidir. 

 

İşçi emekçi haksızlığa uğramaktan başka bi suçu yok. “Fazla mesai yap!” derler. Yaparız. Başka şubeye git derler gideriz. 

 

Farklı bölümlerde çalıştırırlar. Yani sen 9 yıl sırtında taşı. Bir sefer sen binmeye çalış, her türlü muameleye maruz kalan yine sen olursun. Bu sebepten ötürü işçi emekçi kardeşler sizler benim. Ben de sizlerin sesi olmaya çalışıyorum. 

 

Hep birlikte bizi engelleyen bu duvarı yıkalım. Haklarımızı almak için pir olalım bir olalım. 

 

TEK YUMRUK TEK ZAFER İÇİN

Continue Reading

Analiz

Emrah Aydın Yazdı: Koltuk Sevdası ve Yaşam Mücadelesi

Yayınlandı

on

iscisi

Sonu bir türlü gelmeyen ve insanları hep bir şekilde kandırıp inandırabilen bir iktidar var karşımızda.

Bununla birlikte hayatımızla oynayan, hayatımızla oynatmayı seven insanlarımız da var tabii. Sorumluluk ve sahiplenme konusunda çok iyiyiz. Becerikliyiz ve çalışkanız. Başta aile ve iş sorumluluklarımız var. Her birimiz de bu sorumluluklarımızı yerine getirmede iyiyiz. Ancak bunları yaptığımız halde bile eksiklerimiz fazlasıyla var.

Açıkçası yöneten her kim olursa olsun önce sözler verir ve ardından o koltuğa oturduğu anda verdiği sözler çöp olur. Bir de milletin sırtından inmek nedir bilmezler.

Pek çok kişi de “Nasılsa insanlar alışık” diyip “önceki de zaten milletin sırtındaydı, biz neden olmayalım?” diye düşünüyor nedense. Ama son seçimlerden sonra vatandaşlar pişman oldu mu? Evet pişmanlar. Bunun belli olduğu yüzlerindeki ifadeden aşikar.

Şimdi durumu aksine çevirmenin tam zamanı aslında. Üreten işçi ve emekçiler ise yöneten neden işçiler ve emekçiler olmuyor? Her şeyi yapan işçi emekçi ise tabii ki de olabilir. Aile desen onlar geçindiriyor, iş desen onlar görüyor. Bunları yapan her şeyi yapar.

Tüm işçi ve emekçilere seslenerek şunu söylemek isterim; hak ve hakkaniyet için birlikte bu yola çıkmalıyız. Ben ve diğer işçi kardeşlerimle birlikte gelin bu oyunu bozalım. Yine, yeniden biz kuralım. Bu patronlara ve onlar gibi insancıklara nasıl güzel bir yaşam olur gösterelim. Cevabımızı mutlu ve birlikte yaşam ile verelim ki onlara çok güzel bir tokat olsun.

Yapılacak bir şeyin olmadığını düşünen, art niyetli ve kendinden başka kimseyi düşünmeyen insancıklar da var aramızda. Ama şimdi artık her şey değiştiği gibi yeni nesil de değişti. Öz neslimize güvensizliğimiz tecrübe ile sabit. Ancak yine de kötülüğün değil iyiliğin göstergesi olmak için çalışmamız gerekir. Yönetmeyi birbirimizden öğrenmemiz gerekir. Onları bertaraf etmek için bunu uygulamamız gerekir.

Üreten biziz, yöneten de biz olalım.

Continue Reading

Trending