Bizimle iletişime geçin

İşçi Hareketi

Taşeron Belediye İşçileri Birliği: Sözde değil, özde kadro istiyoruz

Yayınlandı

on

2 SITE Twitter Facebook IHK ASIL 34

Taşeron Belediye İşçileri Birliği tarafından yayınlanan açıklamada “Artık yüz binlerce şirket işçisi çıplak gerçeği görüyor ve buna itiraz ediyor. 696 sayılı KHK ile getirilen düzenleme taşeronluk sistemini ortadan kaldırmamış, yeni hak kayıpları yaratmıştır.” denildi.

 

Açıklamanın tam metni şöyle:

 

Sözde değil özde kadro istiyoruz

 

Büyük vaatlerle parlatılan “Taşeron İşçilere kadro veriyoruz” yaygarası üzerinden 4 yıl geçti.

 

Belediye şirket işçisi, bu zaman zarfında, gördük ki ortada kadro değil kocaman yalanlar var.

 

Anladık ki, kadro bir yana, bir şirketten bir başkasına transfer edildik.

 

“Sendikalı olacaksınız, iş garantiniz olacak, özgür toplu sözleşmeniz olacak ve haklarınız bugünden daha iyi olacak” safsatalarının parıltısı erken döküldü.

 

Zorba 696 sayılı KHK’yı çıkarıp bizi bir gecede, o şirketten diğer şirkete sürükleyen siyaset mekanizmasının asıl amacı, ücretlerimizin düşmesi, emeğimizin gasp edilmesiymiş.

 

Ve öyle de oldu.

 

2018’den sonra 2 yıl Toplu İş Sözleşmesi yapamadık. Bu 2 yıl % 4+4’e mahkum edildik. Bu arada asgari ücret bu iki yılda %26 ve %21 oranında arttı. Aradaki fark biz işçilerin cebinden çıktı.

 

Gelinen noktada, KHK ile geçişten önce asgari ücretin %100’ü ile çalışan işçi bugün 8.500 TL alması gerekirken neredeyse asgari ücret düzeyinde ücret almaktadır.

 

Oysa 696 Sayılı KHK 900 Bin işçi için çıkarılmış 450 Bin Hastane İşçisi 4/D kadrosuna geçirilirken 450 Bin belediye işçisi 4/A Kadrosunda bırakılmıştır.

 

Bırakılmıştır diyoruz çünkü 4/D ‘ye geçseydik sendikalar yetki kaybı yaşayacak ve aidat ücretleri ellerinden gidecekti.

Söyle Bakarsak durum net olarak çıkacak aslında

 

Mesela KHK ile (4/D) Kadrosuna geçen hastane çalışanları 2850 ₺ asgari ücret alırken, hükümet ile Türk-İş arasında imzalanan sözleşmeyle ikramiye, yol, yemek dağıtılmış haliyle 9.000 ₺ maaşlar almışlar ve aşırı enflasyondan dolayı Hükümetin memurlara da yaptığı % 2,5 refah payından da yararlanmıştır.

 

Oysa Aynı KHK ile geçen biz belediye işçileri

  • Belediyede ki personellerin çoğu şuan asgari ücret ile çalışmaktayız
  • Aşırı enflasyon kaynaklı refah payını alamıyoruz
  • Devletin taşerondan kadroya geçen 4/D’li personele ödediği Devlet İkramiyesi’nden yararlanamamaktayız
  • Siyasi kurum olması hasebiyle her zaman işten atılma korkusuyla çalışıyoruz
  • Belediyelerdeki keyfiyet sebebiyle çoğu şirket personeli Sosyal ve Mali Haklardan yararlanamamakta ve mobing uygulanmakta

KHK’yı çıkaranlar ve dayatanlar çok soğukkanlı bir şekilde, yıllar içinde ücretlerimizin erimesi, emeğimizin ucuza iş görmesini planlamışlar. Ve ne yazık ki bunu başardılar.

Sendikalar bu aşağı gidişin önüne geçmediler.

Artık yüz binlerce şirket işçisi çıplak gerçeği görüyor ve buna itiraz ediyor. 696 sayılı KHK ile getirilen düzenleme taşeronluk sistemini ortadan kaldırmamış, yeni hak kayıpları yaratmıştır.

Bu kötü gidişata dur demeliyiz.

Hangi siyasi partiye, hangi sendikaya üye olursak olalım, kimliğimiz ne olursa olsun ortak sorunlarımız ve çıkarlarımız etrafında birleşmeliyiz. Gerçek kadro istemeliyiz.

Aynı işi yapan işçiler arasında eşitlik sağlanmalıdır. Eşit işe eşit ücret prensibi uygulanmalıdır.

Mahalli idarelerdeki taşeronlara uygulanan şirket işçiliği uygulamasına son verilmelidir.

Belediye şirketlerinde çalışan işçiler, belediyelerde çalışan işçiler ile aynı haklara sahip olmalıdır

Şirket işçileri 4/D kadrosuna geçirilmelidir.

Mahalli idarelerin şirketlerindeki işçiler, daimi (sürekli) yani kadrolu işçi statüsüne geçirilerek istihdam edilmelidir.

52 günlük ikramiye (İlave Tediye) hakkı verilmelidir.

İşçi Hareketi

Patronların düzeninde işsizlik çözülmez: Her iş yerinde birlik, her iş yerinde sendika!

Yayınlandı

on

mess gebze

1. TÜİK’in son açıkladığı verilere göre yıllık işsizlik ayda %0,2 puan artarak %9,1 oldu. Bu oran nüfusumuzun 8 milyon 298’ine denk geliyor. Ancak ülkemizde açıklanan tek işsizlik verisi bu değil. DİSK-AR’ın bu verilere dayanarak yaptığı “geniş tanımlı işsizlik” hesaplaması da var. Bu hesaplamaya göre ise geniş tanımlı işsizlik oranı yıllık %26,5 ediyor. Bu kategori de hesaplamaya dahil edilince ülkemizdeki işsiz sayısı 10 milyon 453 bin kişi ediyor.

2. Ülkenin her yerindeki emekçilerin çalışma hayatına katılımına yönelik veriler neden böyle farklı farklı? Çünkü devletin kurumu olan TÜİK’i yönetenler, “iş bulma ümidini kesmiş olan” milyonlarca kişilik nüfusu bu hesaplamaya dahil etmiyor. Patronların çıkarlarına hizmet eden TÜİK’e göre ülkemizde bir insanın “işsiz” olarak sayılabilmesi için dahi “iş bulma umudunu kaybetmemiş” olması isteniyor.

3. Patronların “iş bulma umudu”ndan kast ettiği şey açık. İşsizlikle terbiye edilmiş, hakları için örgütlenmeyen bir işçi sınıfı istiyorlar. Toplumun bir kesimi sürekli işsiz kalmalı ki, işi olan işçileri patronlar hizaya getirebilsin. Patronlar istiyorlar ki, işçi uzun çalışma saatlerine alışsın. Sevdiklerine ve kendine biraz zaman ayırabildiğine şükretsin. İşini kaybetmekten korksun ki açlık sınırındaki ücretlere tamah etsin. Bu işçilerin emeğiyle ise büyük şirketler kar etsin.

4. Patron sınıfı, işçilerin çalıştıkları iş yerlerinin sahipleri. İşçilerin ürettikleri çok fazla miktardaki değere el koyarak zenginliklerini elde ediyorlar. Bu değerden işçilere çok küçük bir pay kalıyor. Onlar için en önemli şey en asgari miktarda işçi çalıştırıp, en asgari maaşları verip en azami karları elde etmek. Toplumun refahına katkıda bulunmak için değil, ancak sadece kendi karlarını korumak için milyonlarca insandan oluşan bir işsizler ordusuna ihtiyaçları var. Kapitalist düzen, böyle işliyor işte.

5. Son yıllarda tüm patronlar, bu işsizler ordusunu adeta güvence altına almak için durmaksızın çalışıyor. Tüm ülkeden sendikalaştıkları için işten çıkarılan, sarı sendikadan ayrıldığı için toplu halde işten atılan, sendikasızlıkla birlikte açlık ücretleri dayatılan işçilerin haberlerini alıyoruz. Yüksek enflasyonda alım gücümüzün düşmesini, işçi konfederasyonlarının satılmışlığını fırsat bilen patronlar krizden maksimum kar elde etmek istiyorlar.

6. Patron sınıfının bu saldırganlığına, milyonların işsizlikle burun buruna bırakılmasına karşı emekçilerin tek bir panzehiri var: O da örgütlenmek. Her fabrikada, her atölyede, her iş yerinde birlik kurmak. Sendikalaşmak, sendikal hakları için her türlü imkanı kullanarak mücadele etmek. Tıpkı bu seneki metal TİS’indeki gibi işçi sınıfı, ancak birliğini koruyarak ve örgütlülüğüne güvenerek somut kazanımlar elde edebilir. 

Continue Reading

İşçi Hareketi

Özçelik-İş Eti Alüminyum patronuyla anlaştı, direniş sona erdi

Yayınlandı

on

aluminm

Eti Alüminyum patronlarının %55’lik zam dayatmasını kabul etmeyen işçiler “%100 zam!” diyerek iş yavaşlatma eylemine başlamıştı.

İşçiler, sefalet dayatan patronların yanı sıra, ücret mücadelesinde yanlarında olmayan yetkili Özçelik-İş sendikası yönetimini de protesto etti. İşçiler, sarı sendikaya yönelik öfkesini Seydişehir’deki Özçelik-İş şubesi önüne de taşıdı.

İş yavaşlatma eylemi yapan işçiler, “açlık sınırında değil insanca geçinecek ücret” diyerek vardiyalar halinde direniş nöbetini sürdürdü.

SARI SENDİKA 1000 LİRA ARTIŞA “EVET” DEDİ

Ancak sarı Özçelik-İş sendikası yöneticileri, patronla masaya oturarak işçileri sattı. Sendika bürokratlarının patronlarla yaptığı görüşme sonucunda işçilere şu mesaj gitti:

Yaptığımız girişimler sonucunda 01.01.2024 tarihinden geçerli olmak üzere ücretlerinizde yüzde 62 oranında artış yapılması konusunda mutabakat sağlanmıştır. Protokole yönelik detaylı bilgiyi Şube Başkanı ve yöneticilerimiz sizlere aktaracaktır”

%100 zam için günler boyu direnişini sürdüren işçiler, anlaşmadan memnun değil. 

Continue Reading

Açıklama

Mağaza Market-Sen: Düşük Ücret Dayatmasına, Uzun Çalışmaya, Mobbinge Son Vermek İçin Her Markete Sendika

Yayınlandı

on

images 13

Mağaza Market-Sen’in “Düşük Ücret Dayatmasına, Uzun Çalışmaya, Mobbinge Son Vermek İçin Her Markete Sendika!” başlıklı açıklaması sosyal medya hesaplarından paylaşıldı.

 

Açıklama şu şekilde:

 

“İşçilerin omuzlarında ekonomik krizin yükü artmaya devam ediyor. Asgari ücrete yapılan zammın ardından yeni yılda yeni zamlarda yağmur gibi geldi.

 

Market patronları yurdun dört bir yanına mağaza açmaya devam ediyor. Marketler büyürken, işçilerin ücretleri daha da düşüyor, hakları daha da tırpanlanıyor. A101, ŞOK, BİM, HAKMAR, HAPPPY CENTER… ve daha fazlası. Tüm cirolarını market işçilerinin fazla mesailerinden ve gasp ettikleri haklarından elde ediyor.

 

Bu gidişata dur demek için İstanbul başta olmak üzere, birçok yerde HER MARKETE SENDİKA diyoruz. Haklarımız var, sendikamız var. Yalnız değiliz. Patronların ağalık ve kölelik düzenine birlik olarak son verebiliriz.

 

Sen de şimdi Mağaza Market-Sen’e üye ol!


Haklarımızı patronlardan hep birlikte alalım!”

 

Continue Reading

Trending