Bizimle iletişime geçin

İşçi Mesajları

Güneşin bile giremediği yerler: Merdiven altı tekstil atölyeleri

Yayınlandı

on

rev

‘Merdiven altı, çalışma ülkeyi çığ gibi sarmaya devam ediyor. Özellikle tekstil sektöründe görülen merdiven altı atölyeler işçilerin sağlıkla oynamaya devam ediyor.

Merdiven altı atölyeler her alanda olduğu gibi tekstil sektöründe de önemli sorunların başında geliyor. Merdiven altı diye tabir edilen bu atölyeleri genellikle her evin bodrum katında görmek mümkün. Bu camsız, havalandırmasız ve bir o kadar da pis atölyeler saatlerce çalışan işçilerin sağlığını elinden almaya devam ediyor.

“Sigara içmiyorum ama tiryakisi gibiyim”

Her sektörde kötü çalışma şartlarına sahip atölyeler görmek günümüzde hiç de zor değil. Tekstil patronları fazla kira vermemek adına derme çatma yerlere ve apartmanların bodrum katlarında bu atölyeleri açıyor. Zaten işsizliği yaşayan işçiler ise sağlıklarını bir kenara bırakıp havasız, rutubetli atölyelerde çalışmak zorunda kalıyor. Bir tekstil işçisi durumun ciddiyetini ve kötü koşulları şöyle anlatıyor “Ben 15 senedir tekstil işinde çalışıyorum. İstanbul’da çalışmadığım semt görmediğim atölye kalmadı diyebilirim. Bu kadar yerde çalıştım bir tane bile sağlık sorunu çekmediğim yer olmadı. Şu an çalıştığım yer neredeyse sığınak gibi.Her an başımıza yıkılabilir. Cam pencere zaten yok. Güneşi bile görmüyoruz. İçeride havalandırma var ama patron elektrik faturası gelmesin diye arada bir açıyor. Sigara içmiyorum ama tiryakisi gibi oldum”. Tekstil atölyelerin temizlik sorununu ise işçi “Tuvalete bile girmiyorum işyerimde. İstesem de giremiyorum çünkü leş gibi. Atölyede aynı şekilde. Her yer toz, iplik kaynıyor. Patron tekstilciden temizlenmesini istiyor. Adam zaten 12 saat çalışıyor bir de tuvaletle atölye mi temizlesin?” şeklinde anlatıyor.

Denetim yok, hastalık var

Saya işi yapan bir tekstil işçisi ise denetim olmamasından şikayetçi. Saya işçisi “Bizim işimiz ağır kokan yapıştırıcı maddelerle. Ben bunu kabul ederek bu işe girdim. Ama geçirebilmek için girdim bu işe hasta olup ölmek için değil. 20 yıldır bu işi yapıyorum 10 senedir astım hastasıyım. Çalıştığımız yerde havalandırma var ama benden eski sadece kendini havalandırıyor. Bu işin sorumlusu sadece patronlar değil aynı zamanda devlet. O kadar denetmen var bir tane görmedik daha. Bizde yaş geçti genç arkadaşlara yazık olacak.” diyerek yetkilileri denetime çağırıyor.

Okumaya devam et

İşçi Mesajları

Emrah Aydın Yazdı: Seçilmeli mi Seçmeli mi?

Yayınlandı

on

seçmeli-seçmelimi

Patron ve yandaşlarının tek amaçları çalışan emek verenlerin haklarını yemek ve sömürmek.

Temel sorunun baş mimari açık gözlüler yiye yiye bitiremediler. Bitiremeyecekler! İşçiler, emekçiler artık yalnız değiller ve yalnız olmayacaklar.

Bu yürüdüğümüz yolda tüm işçi ve emekçiler asla yalnız olmayacak.

DUR DUR KİM GELİYOR?KİM GELİYOR?
İŞÇİ VE EMEKÇİLER GELİYOR!

Continue Reading

İşçi Mesajları

Emrah Aydın Yazdı: Patrona Göre mi İşçiye Göre mi?

Yayınlandı

on

emryullah

İşçi emekçi önce hakkını bilmeli ve öğrenmeli.Öncelik sadece kendi değil. Sadakatli ve birlik olmalıdır. Emeğini sadece patronlara peşkeş çekmemelidir. 

 

İşçi emekçi haksızlığa uğramaktan başka bi suçu yok. “Fazla mesai yap!” derler. Yaparız. Başka şubeye git derler gideriz. 

 

Farklı bölümlerde çalıştırırlar. Yani sen 9 yıl sırtında taşı. Bir sefer sen binmeye çalış, her türlü muameleye maruz kalan yine sen olursun. Bu sebepten ötürü işçi emekçi kardeşler sizler benim. Ben de sizlerin sesi olmaya çalışıyorum. 

 

Hep birlikte bizi engelleyen bu duvarı yıkalım. Haklarımızı almak için pir olalım bir olalım. 

 

TEK YUMRUK TEK ZAFER İÇİN

Continue Reading

Analiz

Emrah Aydın Yazdı: Koltuk Sevdası ve Yaşam Mücadelesi

Yayınlandı

on

iscisi

Sonu bir türlü gelmeyen ve insanları hep bir şekilde kandırıp inandırabilen bir iktidar var karşımızda.

Bununla birlikte hayatımızla oynayan, hayatımızla oynatmayı seven insanlarımız da var tabii. Sorumluluk ve sahiplenme konusunda çok iyiyiz. Becerikliyiz ve çalışkanız. Başta aile ve iş sorumluluklarımız var. Her birimiz de bu sorumluluklarımızı yerine getirmede iyiyiz. Ancak bunları yaptığımız halde bile eksiklerimiz fazlasıyla var.

Açıkçası yöneten her kim olursa olsun önce sözler verir ve ardından o koltuğa oturduğu anda verdiği sözler çöp olur. Bir de milletin sırtından inmek nedir bilmezler.

Pek çok kişi de “Nasılsa insanlar alışık” diyip “önceki de zaten milletin sırtındaydı, biz neden olmayalım?” diye düşünüyor nedense. Ama son seçimlerden sonra vatandaşlar pişman oldu mu? Evet pişmanlar. Bunun belli olduğu yüzlerindeki ifadeden aşikar.

Şimdi durumu aksine çevirmenin tam zamanı aslında. Üreten işçi ve emekçiler ise yöneten neden işçiler ve emekçiler olmuyor? Her şeyi yapan işçi emekçi ise tabii ki de olabilir. Aile desen onlar geçindiriyor, iş desen onlar görüyor. Bunları yapan her şeyi yapar.

Tüm işçi ve emekçilere seslenerek şunu söylemek isterim; hak ve hakkaniyet için birlikte bu yola çıkmalıyız. Ben ve diğer işçi kardeşlerimle birlikte gelin bu oyunu bozalım. Yine, yeniden biz kuralım. Bu patronlara ve onlar gibi insancıklara nasıl güzel bir yaşam olur gösterelim. Cevabımızı mutlu ve birlikte yaşam ile verelim ki onlara çok güzel bir tokat olsun.

Yapılacak bir şeyin olmadığını düşünen, art niyetli ve kendinden başka kimseyi düşünmeyen insancıklar da var aramızda. Ama şimdi artık her şey değiştiği gibi yeni nesil de değişti. Öz neslimize güvensizliğimiz tecrübe ile sabit. Ancak yine de kötülüğün değil iyiliğin göstergesi olmak için çalışmamız gerekir. Yönetmeyi birbirimizden öğrenmemiz gerekir. Onları bertaraf etmek için bunu uygulamamız gerekir.

Üreten biziz, yöneten de biz olalım.

Continue Reading

Trending