Bizimle iletişime geçin

Açıklama

DİSK/Genel-İş’e İşçi Temsilcilerini Görevden Alma Kararı Hakkında Çağrımızdır!

Yayınlandı

on

2 SITE Twitter Facebook IHK ASIL 10

 

İşçi sınıfımızın dört bir yanda hakları ve insanca bir yaşam için harekete geçtiği; aklı, yüreği ve eylemi işçi sınıfının yanında olan tüm kesimlerin bunun coşkusu ile dolduğu günlerden geçiyoruz.

 

Böyle bir zamanda İstanbul Kadıköy Belediyesi’nde örgütlü bulunan DİSK/Genel-İş Sendikası Anadolu Yakası 1 No’lu Şube’ye bağlı işçi temsilcilerinin sendika genel merkezi kararıyla görevden alındığını öğrendik.

 

İşçilerin iradesini hiçe sayan; işçileri siyasi iktidarın ve sermayenin çıkarlarına tabi kılmayı esas alan sermaye ve devlet güdümlü Türk-İş çizgisine karşı işçi iradesini, demokrasiyi, taban inisiyatifini, sınıf mücadelesini esas alan bir sendikacılık misyonu iddiası ile yola çıkan DİSK ve bağlı bir dizi sendikada benzeri yaklaşımların yaygınlaştığını görüyoruz. İşçi hareketinin yükseldiği, sınıflar arasındaki mücadelenin keskinleştiği böylesi bir dönemeçte ortaya çıkan bu tablodan tüm işçiler gibi rahatsızlık duyuyor ve konuya dair düşünce, kaygı ve önerilerimizi paylaşma ihtiyacı duyuyoruz.

 

Genel-İş’in konuya dair açıklamasında karara gerekçe olarak işçi temsilcilerinin işçiler ile birlikte DİSK tarafından 16 Şubat 2022 Çarşamba günü Kadıköy İskele Meydanı’nda “Hayat Pahalı, Emek Ucuz, BU BÖYLE GİTMEZ!” başlığı altında yapılan açıklama sırasında açtıkları pankart ve dövizler gösteriliyordu. Genel-İş tarafından yapılan açıklamada bu pankart ve dövizler, ‘DİSK’in taleplerimizi kamuoyuna açıkladığı bu eylem sırasında, DİSK’i “karalayan”, hedef gösteren, hakaret ve küfür içerikli dövizler taşındı’ biçiminde tarif ediliyordu.

 

Öncelikle belirtmek gerekir ki sendikal demokrasiyi ilkesel biçimde savunduğunu söyleyen bir anlayışın işçilerin oyuyla seçilen temsilcileri hiçbir soruşturma, savunma sürecine başvurmadan tepeden bir kararla görevden almasının tüzüksel bir karşılığı olmamakla birlikte hukuksal ve demokratik anlayış bakımından karşılığının olmadığı açıktır.

 

Diğer taraftan söz konusu olan işçiler ve “devrimci” sıfatı taşıyan bir sendika olduğunda işçilerin her sürece doğrudan dahlini eleştiri, öneri ve muhalefet yolu ile güvenceye alan bir genişlik büyük önem taşır. İşçilerin ve temsilcilerinin sendikayı ve sendika yönetimini eleştirmeleri bu bakımdan işçi inisiyatifinin ve demokrasinin bir görünümü olarak kabul edilmelidir. Demokrasiyi ve işçi inisiyatifini rehber aldığını söyleyen bir sendikada doğru yöntem; eleştirinin yanlışlığı, eksikliği ya da sertliğine bakmaksızın işçilerle konuşmak, varsa eleştirinin doğru yanından öğrenmek, yanlış veya haksız ise bunu işçiye sabırla anlatmak olmalıdır. Aksi her tutum işçiyi örgütsüz, inisiyatifsiz ve atıl duruma sokan ve yöneticilerle işçiler arasına set çeken bürokratik bir tarz anlamı taşıyacaktır. Ve bu tarzın DİSK’in tarihsel gelenekleri ve kökleriyle uyumlu olmadığı açıktır.

 

Bir diğer konu ise tartışmaya konu olan süreci tetikleyen ‘Ek Protokol’ talebidir. Maaşların ve alım gücünün eridiği bir ortamda işçilerin sendikalarından çalışma ve ücretlerde toplu sözleşme dönemini beklemeden Ek Protokol temelinde iyileştirme için harekete geçmesini istemesi çok doğal, hatta “devrimci” sıfatını taşıyan bir sendika için memnuniyet verici olmalıdır. Düşünen, soran ve çözüm üretip tartıştıran, taban inisiyatifleri oluşturan öncü işçilerin çoğalması işçi hareketine güç ve enerji taşır. Mevcut bürokratik sendikal anlayışların işçi hareketini kötürümleştiren tutumları böyle aşılır ve sendikalar gerçek sınıfsal ve tarihsel misyonlarına yeniden ve daha güçlü ancak böyle kavuşur. “Devrimci” olma iddiasındaki bir sendikanın yönetim kademelerinde olanların, bunu engelleyen, sınırlayan ve gerileten değil, teşvik eden bir yaklaşımla hareket etmesi beklenir.

 

Genel-İş’e hâkim bürokratik anlayışlar, yaptıkları açıklamada Kadıköy belediyesi işçilerinin taleplerinin bir bahane olduğunu ve zaten bu durumu gözeten bir yaklaşımla, 10 Şubat tarihinde ülke çapında başlattıkları kampanyada taleplerin arasında belediye şirket işçilerine kadro, ilave tediye yanında ek protokol isteminin bulunduğunu ifade etmektedir. Ne var ki kamuoyuna yansıyan videolarda da açıkça görüldüğü gibi genel merkez yöneticisi tarafından bu konu belirtildiği biçimde işçilere anlatılmamaktadır. Yine şube yönetiminin, işçinin isteklerini genel merkeze ya da genel merkezin yaklaşımını işçilere yansıtmadığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle iken işçilerin ve temsilcilerinin “söz yetki, karar” haklarını kullanmalarını engelleyen, sendikal zeminde taban inisiyatifini yok sayan bu karar tamamen gayri meşrudur.

 

Son olarak özellikle vurgulanmasını gerekli gördüğümüz bir diğer nokta ise görevden alınan temsilcilerin büyük bölümünün, işçi örgütleri tarihine öncü bir girişim olarak geçen, TİS’e toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifi getirmiş Mor Liste işçileri olmasıdır. Kadınların sendika yönetimlerinde eşit temsili ve çalışma yaşamında kadın taleplerinin mücadele konusu haline getirilmesi, tabanın sendikal süreçlere katılımının önünü açması bakımından anlamlı bir adım atan işçilerin, başkanı kadın ve sıfatı devrimci olan bir sendikada tehdit değil, gurur kaynağı olarak görülmesi gerektiği kanaatindeyiz. Sendikalara hâkim bürokratik anlayışların aşılması adına da bu adımları fazlasıyla önemli görüyoruz.

 

Tüm bu nedenlerle aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak işçi demokrasisi ve sınıf mücadelesine aykırı bu kararın bir an önce geri çekilmesini, temsilcilerin görevlerine iade edilerek gerekli süreçlerin işletilmesini istiyoruz.

 

 

 

  • 4.Vardiya İşçi Dayanışması
  • Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu
  • Birleşik İşçi Hareketi
  • Birleşik İşçi Kurultayı
  • Birleşik İşçi Zemini
  • Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası
  • Dostluk ve Kültür Derneği
  • Emekçi Hareket Partisi
  • Ezilenlerin Sosyalist Partisi
  • İşçi Hareketi Koordinasyonu
  • İşçinin Kendi Partisi
  • İstanbul KHK’lılar Platformu
  • Kaldıraç
  • Kırmızı Gazete
  • Komünist İşçi Hareketi
  • Proleter Devrimci Duruş
  • Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası
  • Yeni İşçi Dünyası

 

Açıklama

Mağaza Market-Sen: Düşük Ücret Dayatmasına, Uzun Çalışmaya, Mobbinge Son Vermek İçin Her Markete Sendika

Yayınlandı

on

images 13

Mağaza Market-Sen’in “Düşük Ücret Dayatmasına, Uzun Çalışmaya, Mobbinge Son Vermek İçin Her Markete Sendika!” başlıklı açıklaması sosyal medya hesaplarından paylaşıldı.

 

Açıklama şu şekilde:

 

“İşçilerin omuzlarında ekonomik krizin yükü artmaya devam ediyor. Asgari ücrete yapılan zammın ardından yeni yılda yeni zamlarda yağmur gibi geldi.

 

Market patronları yurdun dört bir yanına mağaza açmaya devam ediyor. Marketler büyürken, işçilerin ücretleri daha da düşüyor, hakları daha da tırpanlanıyor. A101, ŞOK, BİM, HAKMAR, HAPPPY CENTER… ve daha fazlası. Tüm cirolarını market işçilerinin fazla mesailerinden ve gasp ettikleri haklarından elde ediyor.

 

Bu gidişata dur demek için İstanbul başta olmak üzere, birçok yerde HER MARKETE SENDİKA diyoruz. Haklarımız var, sendikamız var. Yalnız değiliz. Patronların ağalık ve kölelik düzenine birlik olarak son verebiliriz.

 

Sen de şimdi Mağaza Market-Sen’e üye ol!


Haklarımızı patronlardan hep birlikte alalım!”

 

Continue Reading

Açıklama

Emeğimiz azami ise ücretimiz asgari olmayacak, bu gidişi birliğimiz bozacak

Yayınlandı

on

ss

Asgari ücretin tespiti için görüşmeler başladı. İşçiler asgari ücretin ne kadar olacağını beklerken, patronların istediği ise ücretlerin açlık sınırında bir rakam olması. Patronlara göre işçilerin istediği seviyede ücretler artarsa ekonomi daha da kötü olur. Piyasalar dengesizleşir, işsizlik artar. Çünkü aynı gemideyiz. 

 

Oysa TÜİK’in rakamlarına göre açlık sınırı 10 bin TL’yi, yoksulluk sınırı 33 bin TL’yi geçmiş durumda. Rakamlar ortadayken çalışma süreleri 10-12 saatin altına düşmüyor. Ömrümüzü çalışarak geçirelim ama ücretlerimiz hep açlık sınırının bir tık üzerinde olsun. Bunu nasıl kabul edelim?

 

Seçimin ardından dolardaki artış, freni patlamış kamyon gibi hızla yükseldi. 24 TL seviyelerine geldi. Sokaktaki çocuk bile bunun mutfağa, kiraya, benzine, ilaca nasıl yansıyacağını söylüyor. TİM Başkanı Mustafa Gültepe gibi patron temsilcileri ise gözümüzün içine bakarak yalan söylüyor. İşverenlere teşvikler, destekler dolar ile olurken işçinin zammını dolar etkilememeliymiş. Patronların iktidardan beklentisi bu.

 

Ama en büyük korkuları böylesi zamanlarda işçilerin birlik olması. Bu yüzden ücretleri düşük, koşulları sert tutmaya çalışıyorlar. Çünkü işçiler birliğini kurmadıkça bu düzen böyle devam edebilecek. Onlara yanıldıklarını gösterelim. Emekçiler, işçiler bu asgari ücret düzenine mahkum olmayacak diyelim. Her iş yerinde işçilerle, sendikalarımızla birliğimizi kuralım. İşçi Hareketi Koordinasyonu ile hiçbir işçi asla yalnız yürümeyecek.

 

İşçi Hareketi Koordinasyonu
Mağaza Market-Sen

İnşaat-Sen

Continue Reading

Açıklama

İşten çıkarma koşulsuz yasaklanmalı. Çalışamayan tüm işçilere en az aylık 8500 TL işsizlik ödeneği!

Yayınlandı

on

quake

İşten çıkarma koşulsuz yasaklanmalı. Çalışamayan tüm işçilere en az aylık 8500 TL işsizlik ödeneği!

 

İktidar depremin ardından ancak 2 hafta sonra bölgede işten çıkarma yasağı, kısa çalışma ödeneği ve işsizlik sigortasına ilişkin tedbirler açıkladı. Bu iki hafta boyunca yaşanan hak gaspları görmezden gelinirken alınan tedbirler işçilerin haklarını gözetmekte de tamamiyle yetersiz.

Bu Oyunu Daha Önce de İzledik

Patronların pandemide getirilen işten çıkarma yasağı ve kısa çalışma ödeneğini nasıl kendi lehlerine kullandığını görmüştük. Uydurma gerekçeler üreterek işçileri Kod 29 ile işten attılar. İşçilerin kıdem tazminatlarına bu şekilde el koydular. İş yerlerinde sendikalaşmayı bu kodları kullanarak engellediler. Yeni yayınlanan KHK de bu düzenlemenin aynısı.

Yasağın caydırıcılığı yetersiz. Patronların yasağı kötüye kullanmasını engellemek için yalnızca idari para cezası öngörülüyor. Üstelik Kod 29 benzeri keyfi uygulamaların önü tamamen açık. OHAL kapsamında grev yasakları “resmi güvence” altına alınıyor. Süreç boyunca sendikaların yetki alması engelleniyor. Toplu sözleşmeler de askıya alındı.

Çalışamayan işçilerin kısa çalışma ve işsizlik ödeneklerinden koşulsuz olarak faydalanması sağlanmıyor. Ödenek alamayan işçilere reva görülen günlük 133,44 TL nakdi ücret desteği ayda sadece 3972 TL’ye denk geliyor. Bu rakam asgari ücretin yarısından bile az.

Patronların İşçi Haklarını Yağmalamasını Durduracağız

Kısacası, deprem bölgesindeki işçilerin hakları resmi olarak patronların insafına terk ediliyor. İktidarın krizin batağına terk ettiği işçiler, şimdi de deprem enkazında terk edildi. İşçilerin patronlara ve aleyhlerine karar alan iktidara karşı haklarını savunabilmelerinin önü de OHAL adı altında kapatılıyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı derhal aşağıdaki uygulamaları hayata geçirmek zorundadır:

 

  • Patronların yasağı kötüye kullanılması engellenmek için 6 Şubat 2023 itibariyle, işçinin deprem sebebiyle işe gidememesinin fesih nedeni yapılamayacağı, tazminatsız işten çıkarmanın açıkça yasaklandığı karar olarak yayınlanmalıdır.
  • 6 Şubat itibariyle yapılan tüm iş akdi fesihleri “yok hükmünde” sayılmalıdır. İşe iade ve tazminat davaları feshin “yok hükmünde” olduğu değerlendirilerek ele alınmalıdır.
  • Patronların Kod 29 ve benzeri “ahlak ve iyi niyete uymama” bahanelerini iddiaya ilişkin kanıt olmaksızın kullanarak iş akdi feshetmesi açıkça yasaklanmalıdır. Deprem nedeniyle patronun iş verememesi veya iş yerinin zarar görüp kapanması durumlarında; işçinin alması gereken ücret patron tarafından ödenemiyorsa işçi ücretlerini devlet üstlenmeli.
  • Deprem bölgesindeki tüm işçilerin sigorta günü ve prim ödemelerine bakılmaksızın kısa çalışma ve işsizlik ödeneklerinden yararlanması sağlanmalıdır. Kısa çalışma ve işsizlik ödeneklerinin alt sınırı asgari ücret olmalıdır.
  • İşçilerin patronlara karşı güvencesi sendikalarda örgütlenme hakkıdır. Sendikal yetki alımı, grev hakkı ve toplu iş sözleşmeleri OHAL kapsamında yasaklanamaz.
  • Depremden etkilenen işçinin şehir değiştirmesi, başka bir yerde yeniden hayat kurması gerekebilir. Bu durumda kendi isteğiyle işten ayrılma ihtiyacı doğabilir. Bu durumda da işçinin kıdem tazminatı koruma altına alınmalıdır.
  • Tüm ülkeyi etkileyen deprem tüm işçiler için meşru mazerettir. Fesih yasağı yalnızca deprem bölgesindeki işçileri değil bölgedeki arama kurtarma faaliyetlerinde gönüllü olan ve depremzede yakını olan tüm işçileri de kapsamalıdır.

Bu süreçte hak gaspına uğrayan tüm işçileri sendikalarında birleşmeye, İşçi Hareketi Koordinasyonu ile mücadele etmeye davet ediyoruz.

 

İşçi Hareketi Koordinasyonu
Mağaza Market-Sen
İnşaat-Sen
Motokurye Kargo Çalışanları Birliği

Continue Reading

Trending